Amerika’ya giderseniz size günlük kendi yaptıklarımı anlatacağım. Gitmeden önce kurduğum hayallerin başında New York geliyordu, özellikle benim gibi tiyatro, müzikal ve modaya meraklıysanız kesinlikle en güzel yerlerden biri olan şehirlerden Brooklyn ve Manhattan’a gitmenizi tavsiye ederim. Kendim Amerika’yı keşfederken yolum Columbia Üniversitesi’ne düştü. Türkiye’deki üniversitelere göre gerçekten büyüleyici gelmesinin sebebi muhtemelen ilk defa farklı bir ülke kültüründe üniversite gördüğüm içindi.

Amerika’nın Simgesi olan Anıtsal Heykeli ve Gözlem Kulesi

Central Park

Amerika sokaklarında bütün gün gezmekten yorgun düşüp yine en çok görmek istediğim yerler arasında olan Central Park’a yolum düştü. Beni etkileyen Central Park’ın tarihçesini okuduğum zamanlarda 1857 yılında Manhattan’da açılmıştı. Bir zamanlar bataklık bölgesiyken, günümüzde en popüler şehirlerden birinin en ünlü sembollerinden. Bazen bu büyük şehrin gürültüsünden kaçıp ufak yürüyüş turları ile çevreyi keşfettim ve Central Park’ın sessizliğini dinledim. Bu benim için olağan üstüydü.

Bir New York Masalı: CENTRAL PARK

Broadway Caddesi

Arkadaşımdan aldığım öneriler ile akşam üzeri yapılan gösteriler için önerilerde 1 numara olan Broadway Caddesine gitmiştik. Her yer dünyaca ünlü müzikaller, oyun ve komedi showları ile doluydu ve bu durum beni adeta büyüler nitelikteydi.

New York’un Büyük Caddelerinden BROADWAY CADDESİ

Bu güzel akşam sonrasında ertesi gün sıradaki durağım San Francisco oldu. Çocukluğumdan beri hayran olduğum teknoloji devleri Apple, Facebook ve Google burada bulunuyordu. Google’ı gezmiş olmam hayatımda yaşadığım nadir deneyimlerdendi.

San Francisco

Amerika’ya gidip de eli boş dönmek olmaz, kendim için ve sevdiklerim için birkaç hediye almak istedim. Bu nedenle San Francisco’nun en gözde mekanlarından birisi olduğunu öğrendiğim City Lights kitapçısına tanıştığım birkaç yerli arkadaşımın tavsiyesi üzerine gittim. Dükkandaki kemerli kapı detayları, geniş pencereleri beni çok etkileyen bir mimariye sahipti. Bu ihtişamlı girişe sahip olan kitapçıda birçok edebi eser vardı. Sevdiklerim ve kendim için sevdiğim yazarlardan kitaplar almayı unutmadım.

City Lights kitapçısını gezdikten sonra San Francisco’da ki tramvay ile şehir turu yaptım. Şehrin en bilindik özellikleri arasında yer alan tramvay tam tamına 62 durağa sahipti ve evet hepsini görme şansını elde ettim. Birbirinden farklı olan bu 62 duraklarda yaptığım yolculuk sanki film sahneleri gibi akıcı ve eğlenceliydi.

Çin Mahallesi

Çin Mahallesi

San Francisco’da çeşitlilik çok fazlaydı bunu her geçen saat daha iyi anlıyordum. Bu sefer rotamı Çin mahallesine çizdim. Tarihi 1800’lü yıllarda gerçekleşen göçlerle oluşan bu mahalleye gidiş zamanım ocak ayındaydı ve bu benim için büyük bir şanstı. Çünkü yeni yıl kutlamaları için Çin kültürüne göre yapılan festival ve eğlenceler bir yana o kültürün yemeklerini de tatma fırsatım olmuştu. Çin kültürünün festivallerine, eğlencelerine ve yemeklerine yorum yapacak olursam, kesinlikle çok farklı kültürlerin insanları olduğumuz olacaktır. Genel olarak özetlemek gerekirse, farklı bir ülkeye seyahat ettiğinizde ki her adımda, her yeni saniye de bambaşka kapıları aralıyor, farklı kültürel zenginlikleri görerek kendinize bir yenisini daha katıyorsunuz. Eğer bir hayaliniz varsa, umut ederek yaşamak yerine peşinden koşup mücadele edin. Hayalleriniz ne kadar güçlüyse, sizde o kadar güçlüsünüz unutmayın.
Dünyanın her kıtası, her rengi, her kapısı sizin için açık.
Pusulanız hayalleriniz ise, yolun sonu hep güzelliklere çıkacaktır!

You might also enjoy: